23 Aralık 2011 Cuma
Erenköy anılarım
11 Aralık 2011 Pazar
İlk öğretmenlik günüm
Sabah 7: 30da kalktım sekizde okulun başlayacağını düşünürsek gene geç kalacak gibiydim. Aynanın karşısına geçip "haydi haydi biz zor günlerin adamıyız sahaya çıkalım ve onlara gösterelim sahada her yer kırmızı olacak" derken buldum kendimi.Sanırım gergin olduğumda biraz şapşallaşıyorum.
07:46 Kahvaltımı yaptıktan sonra tuvalette bayağı geciktim ilk günün heyecanı olsa gerek. Tuvalette köfte dudaklı ayı aradı: "trafikten haberin yok galiba neden yola çıkmadın" dedi. ben de "yola çıkmak üzereyim" diye kimsenin inanmayacağı bir yalan söyledim.
07:56 yola çıktım
08:09 okuldaydım
köfte dudaklı ayı gene aradı "nerdesin lan 1 sen yoksun" dedi
ben "okulun önündeyim lan siz nerdesiniz asıl" dedim
"yanlış okuldasın olm biz andımızı okuduk okulun önünde" dedi
şok oldum "allah allah" dedim
"neyse başarılar bilmediğin okulda" dedi köfte dudaklı ayı
sonra okulda dolandım biraz herkes yine tek başına mal mal dolanmamı şaşkın gözlerle izliyordu. okulun arkasını keşfettim herkes oradaymış.
Müdüre hanım bizi sınıflara dağıttı
son 2 sınıf kala köfte dudaklı ayı ile bakıştık ağlayan çocuklu sınıfı ona kaktırdım.
08:15 sınıfa girdim sınıfta kimi göreyim? bir arkadaşla alay etti diye tehdit ettiğimiz. inek tipli sessiz sevimli 1 çocuk, bizim okuldan birinci sınıf selamlaştık başrolü bana bıraktı hoca gelmeden birşeyler yapmam gerekti bu naif çocuğa baktım baktım, çocuklara baktım, kendime baktım, gömleğimi düzelttim.
kendime dedim ki biraz afa takıl buranın babası sensin erkekleş zaten çocuğu korkuttun geçen ay alay da edemez.
08:17 cesaretimi topladım hoca da gelmedi daha günaydın sınıf dedim günaydım öğretmenim dedi hepsi ayni anda vayyyoovvv yaptım içimden gofa gelmeye başlamıştım nasılsınız dedim iyiyiz dediler
benim adım atalay dedim
atalaaaayyyy diye tekrar ettiler atalay öğretmen deyin ama bütün okul duysun dedim
1 bağırdılar hazır oley oley çekeyim o kadar gofa geldim * ilk günden herkes ismimi öğrendi
08:19 hoca sınıfa geldi ismimi o da duymuş olmalı :p
08:20 çocuklara günaydın dedi ama çoğu günaydın demedi
sordu niçin ama bana günaydın demezsiniz
1 tanesi bu öğretmenimize günaydın dedik zaten dedi
o anda sevimli olmaya çalışan yapmacık yüzüm ifadesiz 1 şekil aldı şef öğretmen
olsun bana da demeniz lazım dedi günaydınlaştılar.
08: 33 Ufak ufak başladım çalışma sayfalarını falan kontrol etmeye imza, doğru atma, takılanlara yardım etmeye
saat 11: 21 banka defterlerini dağıtırtım.
Bir isme baktım şaşırdım Noga mış dedim noga kimdir öğretmenim doğa demeniz lazımdı dedi bir tanesi ( o kadar emindim ki noga olduğundan makedon bulgar göçmeni tipli 1 kızdı )
pis dumuruma uğardım evet dedim ama yazıyı yazanda iş yok bu ne biçim bir yazıdır dedim şef öğretmenle yüz yüze geldim ilk potumu kırdım .
Öğretmenlerden, sınıftan, okuldan, çocuklardan, fotokopi makinesinden memnun kaldım. Bu seferki okul daha sessiz sanki .
Çocuklar herşeyi bilen, örnek, sihirli bir pislik olduğumu yani öğretmen olduğumu düşünmeye başladılar bile öğretmenim birine öğretmenim denilmesi godfather demek gibi 1şey.
saat 11:30 köfte dudaklı ayı sınıfa uğradı "olm bu kadar goflatma çocukları dinlerler ha seni" dedi gitti.
saat 12:09 Benim sınıftan kimse kalmadı köfte dudaklı ayının sınıftayım bir çocuk jedayyy diye dergiyi gösterdi köfte dudaklı ayı ile bakıştık hemen çocuğun yanına koştuk duygulandık bu zamanda star wars hayranı bir çocuk...
intihar etmek için nedenler: arabam yok , işim yok , aileden ayrı bir evim yok, sevgilim, kız arkadaşım, aday adayım bile yok ,kişiliğim yok, yüzüne bakılır bir suratım yok.
intihar etmemek için nedenler: öğretmen olmam ve jedayın ne olduğunu bile bir çocukla her an bir anaokulda karşılaşma olasılığımın olması.
intihar etmemek için nedenler galip
Ama, her neyse Önemli olan ilk günümü tam bir geri zekâlı gibi görünmeden bitirebilmiş olmak. Çıkış saati sekiye takılıp hafif afallamamım veliler üzerindeki etkisini saymazsak tabii...
Yine de ben bir numarayım !!! Kesinlikle, Belki ....
İstikamet Erenköy
Tuzla'daki evden uzak günlerin ardından kıbrısa dönmüştük. artık asteğmen olma amacım gerçekleşecek diye mutluydum. askerlik süresince her akşam5'de evde olacaktım. düşeceğimiz yerleri belirlemek için kura çekilecek gün gelmişti. daha önce de size anlattığım gibi tuzla'da hayatımın en üzüntülü anını yaşamış, şansızlıkların da peşimi bırakmadığı 1 dönem geçirmiştim. bunun sonucunda tuzlada kıbrıslı asteğmenler arasında sonuncu olmuştum. ama herkes gibi bende sona güzel yerler kalacak klişesinin gerçekleşmesini bekliyordum.
hayatımda o zamana kadar etkilendiğim 2 kız gerçekleşmesi zor 1 ihtimalle yaklaşık yüzde 5 bir ihtimalle sınav ayni puanı yapıp lojman arkadaşı oluyor, böylece çizmeli kedi ardından buzdolabını da resmen de olmasa kaybetmiş oluyordum. artık herşey gibi ona da uzaklaşacaktım yine. demiştim ya size ben ayrılıkların vazgeçilemeyen, buna üzülen ama bu melankoliyle zevk alan 1 adamım...
bu kadar şanssızlık olamaz, bir yerden sonra şansım dönecek dedim
ama ne yazıkki en sona 21 yerden sadece akşam 5'de evde olamaycağım yer olan erenköy çıkmıştı.
Kıbrısın bu en ilginç, en garip yeri benim için tam bir kapalı kutuydu. ben ve ailem için gene zor 1 dönem başlayacak gibiydi.
Ve bana inanın çocuklar ki :
çok eski bir land roverda giderken, eski evler, mağaralar, evrimleşmemiş örümcekler, guzucuk gibi tavşanlar, beyaz baykuşlar, silah kılıfı yeyen fareler, agaçkakanlar geçerken yanımızdan
zamanlar arası yolculuk gibiydi aslında burda bu kadar sabit kalmak
Ben askerdeyken
Bu zaman aralığında akrabaların :
- kalp krizi haberinden
- uzaktan yeğenin motosikletle intihar edip mektup bırakan sevgilisinden
- akrabalar arasındaki facebook skandalından ki bunu sonra anlatırım.
- yeni ilişki haberlerinden
uzak kalmıştım. Her izinden yeni bir haber öğrenip bol bol şok oldum askerlik süresince.
1 Ekim 2011 Cumartesi
Annem...
Dünyada en sevdiğim insanın, en çok sahiplendiğim insanı artık göremeyeceğimi söyledi. Boğazım düğümlendi. Köpekler gibi ağladım ama acısı geçmedi. Her evimize geldiğinde kapıyı anahtarla tıklatan, me-me-da-liii diye seslenen, çocukluğum, beni çekip çeviren insan gitmişti. Artık piç gibi kalmıştım ortalıkta. Çocukken anneee diye bildiğim, seslendiğim, gezmeyi seven nene deyinca küsen yaşam dolu insan gitmişti..